Biga Günlüğü

  

   
   

 

Yazdır30.5.2022 07:52:28

Sağlık için kapsamlı çağdaş ve evrensel tanımlama, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından yapılandır. Sağlık; hastalık ve sakatlığın olmadığı, bedensel, ruhsal ve sosyal yönden tam bir iyilik halidir. Böylece, sağlığı sadece hastalık, sakatlık ve ölüm kavramlarıyla açıklamaya çalışan dar kapsamlı geleneksel tanımlama; Fiziksel, ruhsal ve sosyal boyutları da içeren tanımlamaya dönüşmüştür. Kısaca sağlık; sadece hastalık halindeki iyileşme olmayıp, sağlıklı kalabilme halinin de sağlanmasıdır. Sağlık; ihtiyaçlar hiyerarşisinde en üsttedir… Ülkemizde TÜİK, bireylerin mutluluk duygusuna etki eden sebepleri ölçmektedir. Son beş yıldaki ölçümlere baktığımızda sağlık; 2021-% 69, 2020-% 71, 2019-% 70, 2018-% 69 ve 2017-% 68 oranları ile hep birinci sıradadır.Toplumdaki bireylerin ilk önceliği sağlıktır… Sağlıklı kalabilmenin yolu;sağlık sadece bedensel, ruhsal ve sosyal iyilik halimidir? Tamda bu noktada sağlıklı kalabilmeye etki eden dinamik bir boyut daha var… Bu boyut; ekonomik iyilik hali değil midir? Sağlığın belirleyici olarak; gelir ve sosyal durum, eğitim, fiziksel çevre, beslenme, sosyal destek çözümleri, genetik, sağlık hizmetleri ile birlikte daha birçok sebep sayılabilir. Ama sağlığın sosyal belirleyicileri ile iyi olma halimizi etkileyen temel etmenler ise doğduğumuz, büyüdüğümüz, yaşadığımız, çalıştığımız çevre ve koşullar ile yaşımızdır. WHO’nun Sağlığın Sosyal Belirleyicileri Komisyonu Raporuna göre ekonomi; Sağlığın pek çok sosyal belirleyicisini olumsuz etkilemekte ve dolayısıyla sağlığı çok yönlü olarak tehdit etmektedir.(K:Ekonomik Krizler ve Sağlığa Etkisi Toplum Hekimliği Bülteni • Cilt 28, Sayı 2, Mayıs-Ağustos 2009) Sağlıklı bireylerin daha yaratıcı oldukları, daha kolay iş bulabildikleri, buldukları işlerde daha verimli çalıştıkları, güvensizlik ve stres durumları ile daha iyi başa çıktıkları bilinmektedir. Ekonomik iyilik hali, bireyin öncelikle sosyal, sonra ruhsal ve fiziksel iyiliğine etki eder… Hane halklarının geliri azalırken giderleri artar, zorunlu” harcamalar dışındaki bütün harcamalar ya kısılır ya da bu harcamalardan vaz geçilir. Özetle; ekonomik seviye azaldıkça, bireyin sosyal alanı daralır. Sosyal alanın daralması, başlangıçta bireyin düşünsel ortamında çatışmaya yol açmayabilir. Ama ekonomik daralma arttıkça, bireyin geçim koşulları ağırlaştıkça, düşünme tetiklenir. Aşırı ve uzun süren stres kortizol üretimini kamçılamakta ve yüksek kortizol düzeyleri, birçok organ üzerinde yıkıcı etkiler göstermektedir. Geçim sıkıntısı, ruhsal sıkıntıları da beraberinde getirebilir. Literatür, kriz dönemlerinde psikiyatrik rahatsızlıkların gelişme riskinin ve suikast eğiliminin arttığını ortaya koymaktadır. Yine kriz dönemlerinde somatizasyon, depresyon ve anksiyete yakınmalarıyla hekime başvuru sayısının çok arttığı bir sır değildir. Tamda bu durum sonrasında ise istenmeyen hal şudur; Artan ekonomik sıkıntıların bireyin beslenme seçimine, yaşam koşulları ile çeşitli tercihlerine menfi etki etmesidir.Bu aşamadan sonra tabi ki bireylerde, fiziki rahatsızlıkarda oluşabilecektir. Sağlığın korunması için sağlığın belirleyici sosyoekonomik faktörleri olan yeterli eğitim, altyapı, gelir güvencesi, adil gelir dağılımı, sosyal adaletin sağlanması, ayrıca barınma, beslenme, iş güvencesi ve güvenli çalışma ortamı gibi etkenlerin de iyileştirilmesi ve sürdürülmesi gerekir. Unutmayalım, her türlü kriz sağlığı etkiler.. Ekonomik boyutun bireyin sağlığına olan endirekt etkisi tartışılmaz olmakla birlikte, bireyin yaşadığı coğrafyadaki küresel ve siyasi sorunların tetikleyebileceği krizlerin etkisi ile doğabilecek olumsuz ekonomik yansımaların da bireyin sağlığını etkileyeceği unutulmamalıdır. Ve global ölçekteki finansal sorun ve krizler, tabiat krizleri, iklim krizleri, göçün yarattığı krizler ile birlikte bugün öngöremediğimiz ama oluşabilecek her türlü kriz, sağlıklı kalabilmemizi tehdit eder. İşte bu sebepler ile sağlıklı kalmanın bir koşulu da ekonomik iyilik hali değil midir?