Biga Günlüğü

  

 

Yazdır14/5/2012

Bu yazıyı yazmama sebep olan şey Biga Günlüğünde okuduğum bir haberdir. 8 yaşındaki engelli kızını okutabilmek için köyden Biga’ya taşınan Yüksel ailesinin mücadelesinden söz ediyordu haber. Engelli kızını okutabilmek için katlanılan sıkıntıları anlatıyordu. Anne ve babayı hayata sımsıkı sarılan engelli kızlarını, tebrik ediyorum. Haberin, bütün anne ve babalara örnek olmasını diliyorum. Haberi yapan Serten hanımı da tebrik ediyor ve başarılarının devamını diliyorum.
Özürlüler hakkında hazırlanan kanun tasarısında engelliler şöyle tanımlanıyor. “Doğuştan veya sonradan, herhangi bir hastalık veya kaza sonucu, bedensel, zihinsel, ruhsal, sosyal, duyusal ve duygusal yeteneklerini çeşitli derecelerde kaybetmesi nedeniyle toplumsal yaşama uyum sağlama ve günlük gereksinimlerini karşılamada güçlükleri olan bireydir” denilmektedir.
Evet, Bugün Türkiye’de yaklaşık olarak on iki milyon civarında engelli insan bulunmaktadır. Bunların bazıları reşit olmayan, buluğ çağına ermemiş çocuklardır. Bugün yuvaya verilen, sokaklarda yaşayan çocukların çoğu anne ve babası olmayan yetim, öksüz çocuklardır. Yahut anne ve babası olduğu halde sokağa bırakılan çocuklardır. Veya annesi babası olup da madde bağımlısı, alkol bağımlısı, tiner bağımlısı olan çocuklardır. Anne ve babalara, çocuk sizin bir parçanız, sizin kanınızdan-canınızdan bir can, küçük canlılar olduğunu bir kez daha hatırlatırım.
Bu çocukların ruhsal, bedensel, zihinsel gelişmeleri, sevgi eksikliğinden dolayı ne yazık ki tam gelişememektedir. Caddelerde, köprü altlarında ve sokaklarda yaşayan çocukların hayatlarına bakın göreceksiniz. Çoğunun boyu yaşıtlarına göre kısadır. Çoğu zayıf ve sıskadır. 2 yaşına gelen bir bebek yürüyememekte, 2,5 yaşına gelen bir bebek konuşamamaktadır. Sebep: Sevgisizlik ve ilgisizliktir. Sokağa bırakılmaktır veya sokakta sağlıksız ortamlarda yaşamaktır.
Yapılan araştırmalar şunu göstermiştir ki, dünyaya gelen bebeklerin veya sokağa bırakılan bebeklerin çoğu sevgisizlikten dolayı ne yazık ki ölmektedirler. Bu çocukların o kadar çok sevgiye ihtiyaçları var ki bunu anlatmak mümkün değildir. Bu çocukların anne sevgileri yok, baba sevgileri yok. Sevgiyi bilmiyor, tatmamış. Yaşadıklarına bakın, sevgisiz büyüyen hayatları ve çocukları apaçık bir şekilde görürsünüz. Bu görüntü ne yazık ki insana acı veriyor. Kimi adeta ağlamayı unutmuş, içine kapanmıştır. Size sıkıntılı ve donuk bakışlarla bakarlar. Kimi yerinde sallanır. Kimi aç bir insanın yemek istediği gibi sevgi ister. Sevgisizlikten adeta acı acı ağlar. Sevgisizlikten dolayı çoğu parmağını emer. Bu çocukların sevgiye, ilgiye ve alakaya ihtiyacı var olduğunu unutmayınız.
Bir çiçek, güneşsiz ve havasız kaldığında soluyorsa, sevgisiz yetişen çocuklar da aynı şekilde solmakta, yaşama sevincini yitirmekte ve hayata küsmektedirler. Bu çocuklar ölüyor. Bu çocukların bakıma, bakımdan ziyade sevgiye, sağlıklı büyümeye ihtiyaçları var. Çünkü bunlar toplumumuzun çocukları, ülkemizin çocukları, Türkiye’mizin çocukları… Yarın büyüyecekler, adam olacaklar, yetişkin birer fert olacaklar. Bu çocuklara sevgi vermemiz gerek, bilinç vermemiz gerek, hareket vermemiz gerek. Her gün adım adım büyüyen bu çocuklar birer fert olarak topluma atıldıklarında, topluma zararlı olmak yerine faydalı bir birey haline gelebilsinler.
Toplumumuzun, Türkiye’mizin geleceği bu çocuklar. 2009 Türkiye’sinin ilk beş ayında 670’e yakın çocuk kayboluyor veya kaçırılıyor. Maalesef bunların bir kısmı hiç bulunamıyor. Bizlere ne oluyor Allah aşkına, bu çocukları kimler ve neden kaçırırlar ve neden bulunamazlar? Toplumumuzun düzelmesi gerek, annelerin ve babaların çocuklarına sahip çıkması gerek.
Engelli çocukların yemeden, içmeden, giyinmeden önce dokunmaya, yaşamaya, sevgiye ihtiyaçları var. Yetimlerin ilgiye ihtiyaçları var. Paylaşmaya ihtiyaçları var. Dokunmaya ihtiyaçları var. Duyarlı insanlara ve duyarlı anne ve babalara ihtiyaçları var. Gelin bu hayatlara dokunalım, hayatları beraber paylaşalım, sevgimizi eksik etmeyelim.
Hepinize sağlıklı ve mutlu yarınlar diler, engelli bütün çocukları yürekten kutlar, yarınlarının güzel geçmesini temenni ederim.

Serten Akkaya
sertenakkaya@hotmail.com