BİGTAY, Ambaroba Gavur Bacasından Yenimahalle Rotasında!...

17.03.2025 10:03
/haberresim\ed26faab-cbe0-4fe3-b546-921a8b1ce9a6_17.03.2025.jpg

90'lı yıllarda fakültede okuyoruz. Kuraklık had safhada. İstanbul'da su sorunu büyük. Zamanın Belediye yetkilileri her şeyi deniyor sorunu çözmek için. Bulutlara yağmur bombası bile atmışlardı yağmur yağsın diye. 80' li yıllarda da yağmur duası gibi "Yağdır Mevlam su…" şarkısı dillere pelesenk olmuştu. Galiba bu yıl da çok söyleyeceğiz aynı şarkıyı. 16 Mart 2025 Pazar Rotamız Ambaroba'dan Yenimahalle. 15-21 Mart Tüketiciyi Koruma Haftası. Hepimiz tüketiciyiz. Gün geçmiyor ki birimizi dolandırmıyorlar. Gün geçmiyor ki beş para etmez malları allandıra pullandıra tanıtıp alakası olmayan malzemeyi bize satmıyorlar. Evimizde otururken soyup soğana çeviriyorlar. İyilik Haftasındayız aynı zamanda. Bundan böyle her yıl 13-20 Mart arası iyilik haftası olarak kutlanacakmış. “Karşılık beklenilmeden yapılan yardım” anlamına gelen iyilik empati, dayanışma, nezaket ve daha pek çok kavramı kapsamaktadır. Çok geniş bir anlamı olan iyilik olmasa dünya çekilmez hale gelirdi. Farklı mesleklerden farklı yaşlardan insanların aynı amaçla bir araya geldiği empati, dayanışma, nezaket kurallarını baş tacı yapmış doğa dostu yürüyüş grubumuz BİGTAY Tüketiciyi Koruma ve İyilik haftasında kendisine iyilik yapmak amacı ile bu pazar Ambara köyünden Yenimahalle'ye doğru yürüyüş yapmak üzere rotayı ayarladık.Kış kuraklığı devam ediyor. Türkiye'de ocak ayındaki yağış miktarı geçen yıla göre yüzde 69, mevsim normallerine göre yüzde 62 azalmış. yani ocakta yağışlar son 24 yılın en düşük seviyesine inmiş. Ocaktaki kış kuraklığı şubat ayında da devam etti. Az miktarda yağan kardan başka yağış görmedi nerede ise Biga. 16 Marta kadar maalesef hiç yağış düşmedi. Çağıl çağıl akması gereken dereler cılız su akışı ile mecalsiz kaldı bu kış. Bazı camilerde cuma namazında yağmur duası yapıldı yapılmasına ama bizler suyun kıymetini bilmezsek, gerekli tedbirleri almazsak bu yaz işimiz zor gibi duruyor. Yağışsız bir Pazar sabırsızlıkla sabahın köründe çıktık yollara. Her Pazar buluştuğumuz yere geldik heyecanla. Hava kapalı. Aracımıza binerek Ambaroba köyüne geldik erkenden. Ortalıkta geçen hafta olduğu gibi kimsecikler yok. Geçen pazar yürüyüşümüzde köye girerken derenin alt kısmında bir kanyoncuk görmüştük. Bu kanyoncuğu enine boyuna incelemek için bu pazar Ambaroba'dan Değirmenbaşı mevkiine doğru yürüyüp yürüdük. Ambaroba Yenimahalle yolunun dereyi kestiği yerden dereye döndük. Derenin içinde yukarı doğru yürümeye devam ettik. Etraf muhteşem. Serin derinin içinde ağaçları kayaları yosunlar kaplamış, yeşilin değişik tonlarını görebiliyoruz. Geçen haftaya göre su iyice azalmış. Bazen dere içinden taşlara basarak bazen dere kenarından seke seke ilerliyoruz. Bir süre yürüdükten sonra önümüze bir gölcük çıktı. Kenarları dik kayalarla kaplı. Ya suyun içinden geçeceğiz ya da geri döneceğiz. Dere içinde mola verdikten sonra ben Kemalle yanlardan geçmeyi denedik. Bazılarımız kolaylıkla geçeriz ama gurupta en zayıf halkayı düşünmemiz gerek. Yandan tarlaya çıkarak kenardan inebileceğimiz bir yer arayacağız. Dik yamaçtan tırmanarak tarlaya çıktık. Tarla kenarından yürüyoruz. Tarladan tarlaya geçişler kenarlarda değişik materyalden yapılmış çitler yüzünden baya zor. Kimi çaltı kullanmış, dikenleri bizi engelliyor, kimi dikenli tel kullanmış geçmesi zor. Bulabildiğimiz kapıları tercih ediyoruz. Kapıları balya ipi ile öyle bağlamışlar ki çözmek baya zor. Taşları sürterek kopardığımız balya iplerinden kurtardığımız kapıdan geçerek köyün altındaki eski değirmenin yanına geliyoruz. Değirmenin kenarındaki dereden inmeyi deniyoruz. Biz pek zorlanmıyoruz. Ama herkesin geçip geçemeyeceğinden emin değiliz. Dere içinden devam ediyoruz. Dik kayaların üzerindeki kökleri erozyondan ortaya çıkmış ağaçlar doğa ile bütünleşmiş adeta. Yosunlardan ağaç gövdeleri gözükmüyor. Kemalle aradığımız şelaleyi buluyoruz. Kemal orada kalıyor ben geri dönüyorum. Telefonla İzzeti arayıp uygun bir yerden sağdaki tarlaya çıkıp oradan yukarı doğru gelmelerini söyleyip ben de dere içinden geldiğim yerden geri dönüyorum. Ali bey diğerlerinden önce çıkmış ağaca dayanmış bizi bekliyor. Biraz aşağıda arkadaşların birer birer tarlaya tırmandıklarını görüyorum. Dik yamacı tırmanan kendini tarlaya atıyor. Herkes tarlaya tırmandıktan sonra bir süre mola veriyoruz. Tekrar kalkıp tarla kenarından ilerliyoruz. Tarlalar ekilmemiş. Kenarları ayrılmış bir havuzun içindeki ağaç uzun yıllardır kullanılmadığının kanıtı. Biraz ileride başka bir tarlada kesme taşlardan çevrilmiş bir alan var. Sanki geçmişte buralarda yaşam varmış gibi duruyor. Eski değirmenin yanına geliyoruz. Değirmen bir yan dere kenarında duruyor. Eski yıllarda yağışların bolluğundan bütün derelerden su aktığını düşünüyoruz. Yoksa bu değirmenin cılız bir su ile çalışması mümkün değil. Dünya durdukça küresel ısınma ile beraber ilkim değişikliğinin sonuçları galiba. Yağışsız kışlar. Susuz dereler. Bizi bekleyen tehlikeli kurak bir yaz ve orman yangınları. Değirmenin altındaki dereden bazılarımız ana dereye doğru iniyoruz. Görenler şaşırıyor heyecanlanıyor. Gavurun Bacası olduğunu öğrendiğimiz şelalenin bulunduğu yer muhteşem. Bir zamanlar gavurun birinin buralarda yaşadığı söyleniyor. Gavur da işini biliyormuş dedirtiyor bize. Çok yüksekten akmasa da dar bir kanyon gibi. Şelaleden yukarı çıkmamız mümkün değil. Geri dönüyoruz dere içinden. Değirmenin bulunduğu yan dereden yukarı tırmanıyoruz indiğimiz yerden. Diğer arkadaşlar değirmeni enine boyuna incelemişler. Değirmenin altından diğer tarlaya geçiyoruz. Tarla sahibi çalışıyor. Bir köpek bize doğru bağırarak koşuyor. İsminin Kadir olduğunu öğrendiğimiz şahıs bize yolu tarif ediyor. Geçen hafta köye çıktığımız patikaya giriyoruz, dereye kadar antik yola benzettiğimiz doğal taş yoldan dereye iniyoruz. Demirleri kenarlarından gözüken yılların yorgunluğu görünüşünden anlaşılan beton köprünün üzerine oturuyoruz ormanı dinlemek üzere. Kuş sesleri yok, ama rüzgârın ve suyun sesi var insanı dinlendiren. Bir süre ormanı dinledikten sonra Adambaşı Tepenin eteklerindeki patikayı takip ederek Yenimahalle'ye ulaşacağız. Taşların yoğun olduğu patika civarında tek tük meşelerin arasında ağaç fundaları beyaz çiçekleri güzel kokusu ile adeta bizi büyülüyor. Tırmanış yeni katılan arkadaşları yoruyor. Daha sık mola veriyoruz. Bir süre kayaların arasından yürüdükten sonra sık ve genç meşelerin arasına dalıyoruz. Yukarı doğru tırmandıkça arkamızda Ambaroba köyünü görüyoruz vadiden. Bu ormanların bakımları için yıllar önce yapılmış ancak uzun zamandır üzerinden geçilmediği anlaşılan patikaları takip ediyoruz. Yer yer anemonlar ve çuha çiçekleri bizi muhteşem renkleri ile selamlıyor. Bazen sıklaşıyor bazen seyreliyor. Tepe üstüne çıkmayı planlamışken yeni katılanların performansının düşüklüğünden Adambaşı tepeyi etrafını dolanmanın daha iyi olacağına karar vererek bulduğumuz patikaları takip ederek Sazoba tarafından Yenimahalle Köyüne doğru giden orman yoluna ulaşıyoruz. Adambaşı Tepe ile Haznesi Kırık Tepenin boyun noktasına kadar tırmanıyoruz. Buradan sonra artık hep iniş olacak. Yokuşu tırmanırken zorlanan araçlar gibi zorlanan arkadaşlarımız iniş aşağı inerken gayet memnundu hallerinden. Adambaşı Tepe İle Göktepe arasındaki dere kenarından Yenimahalle'ye doğru ilerliyoruz. Yol boyunca sık sık çeşmeye rastlıyoruz ama hepsinin suları cılız. Yaza kuruyacaklar gibi duruyor. Hodul yönünden gelen yolla birleşiyoruz. Yolun kenarında eski yıllarda Hodul altında bulunan cıva madeninin giriş kulübesi duruyor. Kapsı penceresi kalmamış ama kulübe sağlam. Hemen altında bir çeşme. Yol botunca birkaç çeşme daha. Çeşmenin biri baya bakımlı. Biga'dan su almaya gelenlerin bile olduğunu öğreniyoruz. Yolun sol tarafı baya derin. Karşı tepeden su taşıyan borular sarkıyor boğaz köprüsü gibi. Bir kaya gördük yarın başında. İndik oraya doğru ama görüntü ürkütücü. Cam teras için uygun gördük manzara karşısında. Yolumuza devam ettik sırtı dönünce köye ulaştığımıza kanaat getirdik. Oruç tutan arkadaşlarımızdan bazıları zorlandı epeyce. Köye girdik. Caminin yanında sapsarı çiçek açmış muhteşem görüntü bizi karşıladı. Yenimahalle muhacir köyü. Yenimahalle 1985 yılında 485 nüfusa sahip bir köyken bugün 177'ye düşmüş. Cami bahçesinde bulunan mimoza idi bizi dostça karşılayan. Hemen duvarın önüne dizildik anı ölümsüzleştirdik. Bir süre dinlendikten sonra aracımıza bindik Biga'ya yollandık.


Konuk Yazarlar

Etkinlik Takvimi

İletişim Bilgileri

Biga Tanıtımı