BİGTAY Dikmen – Çeltik Rotasında Koca Çınarın Gölgesinde !...

08.03.2026 20:31
/haberresim\be76804c-ee4a-4a4b-a0fd-80ee934bbac6_8.03.2026.jpg

BİGTAY DİKMEN – ÇELTİK ROTASINDA KOCA ÇINARIN GÖLGESİNDE !... Yağışlı geçen Şubat ayından sonra kapıya baktıracak olan martın ilk günleri soğuk geçti ama kurak ılık geçen ilk haftayı geride bıraktık. Tek damla düşmedi maalesef. Meteoroloji bültenine göre önümüzdeki haftalarda da yağış gözükmüyor. Ancak ülkenin doğusunda kar yağışları devam ediyor. Dedelerimiz martta yağmasın nisanda dinmesin demişler ancak üç ay içerisinde de çok önemli bir yağış yok gibi. Cumartesi parlak güneşle uyandık. Ramazan ayında da yarıyı geçtik. 8 Mart Dünya kadınlar günü. Ülkemizde de yaygın olarak kullanılan önemli günlerden sayılır. 1857'de, bundan tam 158 yıl önce ABD'de 40 bin kadın dokuma işçisinin, kadın işçilerin işten çıkarılmalarını ve düşük ücret verilmesini protesto etmek amacıyla ilk kez direndikleri ve greve gittikleri tarihtir. Grev sırasında fabrikaya kilitlenen kadınların çıkardığı iddia edilen yangında 129 kadın işçi hayatını kaybettiği bir gün tabi. Bugün dünyayı kan gölüne çeviren Amerika'nın hep sabıkalı olduğunu anlamalıyız bence. Birçok ülkeye özgürlük getirmek bahanesi ile dünyaya açılan ABD özgürlük yerine açlık, sefaletten başka bir şey bırakmadı bugüne kadar. Günümüzde dünyanın her yerinde kadınların hep baskı altında olduğunu görüyoruz. Hergün onlarca kadının değişik bahanelerle öldürüldüğü, tecavüz edildiği, baskı ve eziyet gördüğü haberleri eksik olmuyor. Kendileri her haltı yemeyi alışkanlık haline getirmişken namus için öldürülen kadınları saygı ile anıyoruz. Bugün, kadının toplumsal yaşamın her alanında sergilediği emeği selamlamanın, kadına yönelik eşitsizliklere karşı kararlılığımızı göstermenin günüdür. Türkiye'de 8 Mart Dünya Kadınlar Günü ilk kez 1921 yılında, iki komünist kız kardeş Rahime Selimova ve Cemile Nuşirvanova'nın girişimi ile gerçekleştirilmiş. 1975 yılına kadar kutlanmasına izin verilmemiş. 12 Eylül darbesinden sonra 4 yıl kutlanmasına izin verilmemiş. Bin dokuz yüz kırklı yıllarda İtalya'da kadınlar sekiz Mart Dünya Kadınlar Günü'nü simgelemesi için Mimoza'yı seçmişler. Çünkü Mimoza zarafeti, dayanıklılığı ve kadın dayanışmasını temsil eder. O günden sonra Mimoza sekiz Mart'ın en anlamlı çiçeklerinden biri haline gelmiş. 8 Mart Pazar günü farklı mesleklerden farklı yaşlardan aynı amaçla kadın erkek bir araya gelen yürüyüş grubumuz BİGTAY Dikmen Köyünden bir dönem kadın muhtarla yönetilmiş Çeltik köyüne çevirdi rotayı. Bugün Biga'nın Yeniçiftlik Muhtarı, Sinekçi Köyü Muhtarı, Gazi Kemal Mahallesi Muhtarı, Turan Mahallesi Muhtarı kadın. Biga Nüfus Müdürümüzü de unutmamak lazım. Dünya Kadınlar Günü sabahı erkenden kalktık. Sahurdan sonra uyumadım ben şahsen. Güneş artık biraz daha erken doğruyor. Güneşin ilk ışıkları ile evimizden çıktım. Sabahın alacakaranlığında kuş sesleri eşliğinde ıssız sokaklardan Biga Belediyesi otobüs durağında buluştuk. Sabah ayazdı, ay hala kaybolmamış, gökyüzünde kocaman ve parlak görünüyordu. Araca bindik. Eski Biga çöplüğünün kenarındaki Havdan yolunda ilerleyerek Havdan köyünü geride bıraktı. Sarısıvat köyünün içinden geçerek Dikmen'e ulaştık. Dikmen tepe üstünde bir köy. Dikmen adında Sinopta ilçe, Çanakkale, Aksaray'da köy, Ankara ve Girne'de semt adı. Adı Dikmen olan 129 kişi varmış Türkiye'de. Bir çok kez geldik buraya. Bir keresinde Hafızın Düzü'nden Altıkulaç Göletine, Dikmen Korusu Tepe'den Kapabelen'e, Dikmen'den Tekke üzerinden Geredelli Köyü'ne yürüdük. Buradan manzara muhteşem. 360 derece manzara var. Birçok köyü net bir şekilde görebiliyoruz. Dikmen köyü bu kez Ramazan münasebeti ile ıssız. Meydanda araçtan iniyoruz. Hazırlanıp kuzeybatıya doğru ilerliyoruz. Yol çatallaşıyor. Ahlat ağacının gövdesinde bir tabela. Sağa Çeltik, Sola Bozgüç! Çeltik yönüne direksiyonu kırıyoruz. Yol boyunca kalın gövdeli ahlatlar sıralı. Tarla içlerine bakıyoruz Ahlatlar var tek tek. Tepe üstüne tarlaya giren otlu patikayı tercih ediyoruz. Tepe üstü manzara harika. Kuzeybatıya doğru Çeltik Köyü ve Göleti, Harmanlı Köyü, Danapınar Köyü, Yanıç Köylerini net görebiliyoruz. Tarla kenarından ilerleyen patika orman içine giriyor. Patikadan ilerliyoruz. Damgalımeşe mevkii. Damgalı bir meşe göremedik ama adı böyle. Geçen yılın yaprakları toprak yüzeyinde kav gibi kurumuş bekliyor. Henüz çürümeye vakit bulamamış. Toprak yüzeyini kapatmış olan ladenlerin yaprakları çiğ kaplı. Meşelerin arasında yürüyerek bir açıklığa çıkıyoruz. Kalınca bir meşenin dibinde mola veriyoruz. Meşenin o kadar çok dalı var ki hepimize bir dal düşüyor nerede ise. Bazı arkadaşlarla dallara koala gibi sarkıyoruz. Bazılarımız da kucaklıyor ağacı. Birazcık ıslak olsa da oturuyoruz yere. Bir arkadaşımız elinde radyo var nostaljik. Eskiden Orman Genel Müdürlüğü'nün bir uygulaması vardı. Çobanlara radyo dağıtıyordu. Radyoda günün değişik saatlerinde yapılan programlarla ormanlar anlatılıyor, ateş yakılmaması için uyarılıyordu. Eski radyo proğramlarını hatırladık. Tarla Dönüşü, arkası yarın, radyo tiyatrosu….. Radyodan bir şarkı da dinledik molada. Güneş yükseldikçe sıcaklık artıyor. Terlemeye başlıyoruz. Üzerimizdekileri kat kat çıkarıyoruz havanın durumuna göre. Çok kalın giymek yerine ince ve katlı giyinmek yürüyüşçünün en önemli kurallarından. Mola sonrası tarla kenarından yürümeye devam ediyoruz. Üstte meşe altta yoğunluk ağaç fundası. Beyaz çiçekli ağaç fundasının acelesi var çiçeklerini açmış. Acele etmezse meşelerin yapraklarını çıkarması ile birlikte güneşten faydalanamayacak. Ağaç fundalarının arasından ilerliyoruz Yaprakları yumuşak, dalları ince olduğundan rahatlıkla aralarından geçebiliyoruz. Etrafta genç kızılçam ve tek tük karaçam yayılmış durumda. Kızılçam karaçam ve meşe ağaçlarının altındaki ağaç fundalarının arasından bir dereciğe geliyoruz. Geçen yılın eğrelti yaprakları kuru vaziyette yaygın. Bir süre sonra sadece meşe ağaçları kalıyor arazide. Dereye iniyoruz derede su yok maalesef. Ağaçların arasından uzun süredir kullanılmadığı her halinden belli olan bir üretim yoluna ulaşıyoruz. Yolu takip ederek Çeltik yoluna çıkıyoruz. Çeltik yönüne doğru yürüyoruz. Sola dönüp tekrar meşe ormanına giriyoruz. Tek tük sandal ve kocayemişlerin bulunduğu alanda kısa bir moladan sonra yolumuza devam ediyoruz. Orman idaresi buralarda bakım çalışmaları yapmış. Yerdeki üretim artıklarından yeni yapıldığı belli. Ormanın altı temiz. Yerdeki eski çürümemiş yapraklar toprak yüzeyini deliksiz kapatmış. Yürümeye devam ediyoruz. Ormanı baştan başa kesen yüksek gerilim hattının altından geçiyoruz. İki hattın yan yana geçtiği yerde ormanın tamamen tıraşlandığına şahit oluyoruz. Çeltiğe doğru giden Kavak Dereye iniyoruz. Dere içinde çevreye atılmış mavi renkli plastik borular var. Buralardan köyün suyunun kaynağı olduğu kanaatı oluşuyor. Dere karşısına geçen yolu takip ediyoruz. Biraz sonra yan dereciğe dalıyoruz. Yukarı doğru uzun yıllar önce açıldığı beli olan bir yoldan tırmanıyoruz. Yol üzerinde çuha çiçekleri yaygın. Yamacın üstüne doğru koca çınar bizi karşılıyor. Anıt ağaç niteliğinde koca çınar. Çok uzun yıllar burada bekleyen anıtsal nitelikli çınar çok bilgi sahibi geçmiş hakkında. Bilimsel bir makalede "anıt ağaçlar, asırlara meydan okuyan yapılarıyla geçmiş iklim koşullarını, ekolojik değişimleri, tarihi olayları ve kültürel hafızayı halkalarındaki verilerle saklayan sessiz tanıklardır. Yıllık halkaları sayesinde binlerce yıllık çevre ve insanlık tarihine dair veriler sunan bu yaşayan anıtlar, doğal ve kültürel mirasın en önemli taşıyıcılarıdır" şeklinde tanımlarlar anıt ağaçları. Sorsak o koca çınara yüzlerce yıldır o yörenin iklim geçmişini anlatır bize. O yörenin tarihine kültürüne tanıklık eder. Biyolojik mirastır o çevrenin bilgisine sahiptir. O yörenin ekolojik değişimleri bir bir anlatır bize. Bir ağacın ne kadar süre yaşayabileceğinin gerçek tanığıdır. Koca çınarın etrafında dolandık sarıldık koklaştık. Çok geçmişleri hayal ettik dibinde. Sessizlik molası verdik beş dakika. Sonra vedalaştık koca çınarla. Yeniden başladık yürüyüşe. Meşelerin arasından dereye tekrar inerek yolumuza devam ettik. Derede çok az su var. Suyun şırıltısını takip ederek yürüdük yürüdük. Bir tarlaya geliyoruz. Tarla ekili. Arpa veya buğday olduğunu kestiremiyoruz ama tamamen sararmış durumda. Şubat yağışlarından etkilenmiş sanki. Arkadan gelen arkadaşlarımızı beklerken bir arkadaşımızın bileğini burktuğunu öğreniyoruz. Köye yakınız fakat arkadaşımızın yürümesi zor. Ben hızla ilerleyerek köyde bekleyen aracımızı tarlaya kadar getiriyorum. Araç arkadaşımızı alırken iki arkadaş dere içerisinde bir çağlayan görüyoruz. Muhteşem görüntüsünü çekiyoruz. Araca binip hızla Çeltik Köyünün içinden geçiyoruz. Çeltik Köyünü altındaki Kaynarca göletinin hala dolmadığına üzülerek şahit oluyoruz. Dikmen tarafından gelen Kavak dere, Bozgüç tarafından gelen Ilıca Dere, Danapınarı, Harmanlı Yanıç tarafından gelen Kaynarca derelerinin birleştiği yere kurulan gölete Kaynarca adı verilmiş. Önceleri derelerin suyu Cihadiye altında birleşerek Bakacak yakınlarında Kocaçay'a akıtıyormuş suyunu. Göletin kenarından geçerek Bakacak yoluna oradan Dereköy, Sarıcaköy, Kahvetepe, İskender köy, Akyaprak ve Kaldırımbaşı'nı geçerek Çanakkale Bursa karayolundan Biga'ya hastaneye ulaşıyoruz. Arkadaşımızı doktorlara emanet edip ayrılıyoruz. Bazı arkadaşlarımız refakatçı kalıyor. Daha sonra ayak bileğinin çatladığını öğreniyor ve üzülüyoruz. Yürüyüş esnasında olabilecek bir olayla rotamızı tamamlıyoruz. Biga AVM'de Dünya Kadınlar Günü nedeniyle Biga Belediyesi tarafından düzenlenen Fotoğraf Sanatçısı Cemal Sepici'nin "Memleketimin Kadınları" konulu fotoğraf sergisini geziyoruz. Tabi ki serginin adının afişte Resim Sergisi olarak tanıtılmasını afişi hazırlayan kişinin cahilliğine veriyoruz. Cemal beyi kutluyoruz. Eline emeğine sağlık Cemal Bey.


Konuk Yazarlar

Etkinlik Takvimi

İletişim Bilgileri

Biga Tanıtımı